Eve çocuklu bir misafir geleceğinde bütün oyuncakları ortaya döküp “Arkadaşınla güzelce paylaş” demek çoğu zaman yeterli olmaz. Çocuk için sıradan görünen bir araba, bebek ya da battaniye özel bir eşya olabilir. Ziyareti daha rahat geçirmek için hedef, çocuğu her oyuncağını vermeye zorlamak değil; hangi oyuncakların ortak kullanılacağını önceden netleştirmek ve tartışma çıktığında sakin bir yol göstermek olmalı.
Misafir gelmeden önce çocuğa, vermek istemediği birkaç oyuncağı seçebileceğini söyleyin. Seçtiklerini kapalı bir dolaba, ebeveyn odasına ya da misafirin girmeyeceği bir yere kaldırın. Oyuncak göz önünde dururken “Buna dokunmayın” demek, iki çocuk için de gereksiz bir gerilim yaratabilir.
Bu seçim sınırsız olmak zorunda değil. Bütün oyuncakları kaldırmak yerine gerçekten özel olanları ayırıp kalanlardan ortak bir oyun alanı hazırlayabilirsiniz. Böylece çocuk, sevdiği eşyaların korunacağını bilir; misafir çocuk da sürekli yasaklarla karşılaşmaz.
Hazırlığı son dakikaya bırakmayın. Kapı çalarken raftan oyuncak toplamak, çocuğun elindeki eşyaların aniden alınmış gibi hissettirebilir. Ziyaretten önce sakin bir anda “Hangilerini odanda tutmak istersin, hangileriyle birlikte oynayabilirsiniz?” diye sormak daha anlaşılırdır.
Odanın tamamını oyuncakla doldurmak seçenekleri artırıyor gibi görünse de iki çocuğun aynı anda aynı oyuncağa yönelmesini kolaylaştırabilir. Bunun yerine birlikte kullanılabilecek birkaç malzemeyi erişilebilir biçimde çıkarın. Bloklar, geniş bir çizim alanı, oyun hamuru için ayrı parçalar ya da birden fazla figürle kurulabilen oyunlar bu işe uygun olabilir.
Malzeme seçerken çocukların yaşını, evdeki alanı ve gözetim ihtiyacını düşünün. Küçük parçalar, kesici araçlar veya yaşa uygun olmayan malzemeler yerine evinizde zaten güvenle kullandığınız şeyleri seçin. Burada yeni ve gösterişli bir etkinlik kurmak gerekmiyor. Yetişkinin sürekli düzeltmek zorunda kalmayacağı tanıdık bir oyun, ziyaret sırasında daha rahat ilerler.
Yan yana oynama seçeneğini de açık tutun. Çocukların aynı oyunu birlikte kurması şart değil; biri bloklarla uğraşırken diğeri resim yapabilir. Yetişkinlerin “Hadi beraber oynayın” ısrarı bazen doğal biçimde kurulacak yakınlığı daha başlamadan zorlayabilir.
Uzun bir konuşma yapmak yerine kısa ve somut bir açıklama yeterlidir. Örneğin şöyle diyebilirsiniz:
“Birazdan misafirimiz gelecek. Özel oyuncaklarını kaldırdık. Salondaki bloklar ve arabalar ortak oyun için burada. Aynı oyuncağı istediğinizde sırayla kullanmanıza yardım edeceğim.”
Bu cümle çocuğa üç bilgi verir: özel eşyaları güvende, ortak alan belli ve sorun çıktığında yetişkin yanında olacak. “Sakın kavga etmeyin” gibi yalnızca istenmeyen davranışı söyleyen uyarılar ise çocuğa ne yapabileceğini anlatmaz.
Misafir çocuğun da ev sahibinin bütün eşyalarını kullanma hakkı varmış gibi davranmamak gerekir. Ziyaret öncesi hazırlık ev sahibi çocuğu kadar misafir çocuğun rahatlığı için de yapılır. Erişime açık olanlarla kaldırılanlar belli olduğunda yetişkinler de daha tutarlı davranabilir.
Oyuncağı hemen birinden alıp diğerine vermek kısa sürede sessizlik sağlayabilir, fakat kimin sırası olduğunu daha da belirsizleştirir. Önce durumu sakin bir dille adlandırın: “İkiniz de kırmızı arabayı istiyorsunuz.” Ardından uygulanabilir bir seçenek sunun.
Eş oyuncak varsa diğerini gösterebilirsiniz. Yoksa kısa bir sıra düzeni kurup bekleyen çocuğa başka bir başlangıç seçeneği verin. Sıranın ne zaman değişeceğini çocukların anlayacağı şekilde açıklayın; belirsiz bir “Biraz sonra verirsin” cümlesi bekleyen çocuk için pek bir şey ifade etmeyebilir. Oyunun doğal bir bitişini, kurulan yolun tamamlanmasını ya da kullandığınız basit bir zaman göstergesini referans alabilirsiniz.
Çocuk oyuncağını vermek istemediğinde onu misafirin önünde “Bencil olma” diye etiketlemeyin. Davranışı ele almak ile çocuğun kişiliği hakkında hüküm vermek aynı şey değildir. “Şu an vermek istemediğini görüyorum, ama bu oyuncağı ortak alana koymuştuk. İstersen sırayı birlikte belirleyelim” gibi bir cümle sınırı korurken çocuğu utandırmaz.
Ağlama veya öfke yükselirse oyuncağı kısa süreliğine kenara almak gerekebilir. Bunu ceza gibi değil, tartışmayı durdurup çocukların sakinleşmesine alan açmak için yapın. Her anlaşmazlığı çocukların kendi başına çözmesini beklemek de, her küçük çekişmede oyunu tamamen bitirmek de tek seçenek değildir.
Oyuncak tartışmalarında yetişkinlerin birbirinden farklı beklentileri olabilir. Biri “Ev sahibi paylaşmalı” derken diğeri “Kendi oyuncağı, vermek zorunda değil” diyebilir. Bu konuşmayı çocukların önünde bir haklılık yarışına çevirmek yerine pratik duruma odaklanın.
“Bu oyuncak onun için özel, onu kaldıralım. Şunlar ortak oyun için hazır” demek çoğu zaman yeterlidir. Misafir çocuğun yanında uzun açıklamalar yapmak veya iki çocuğu karşılaştırmak kimseyi rahatlatmaz. Gerekirse diğer ebeveynle mutfakta kısa bir konuşma yapıp sırayı nasıl yöneteceğinizi kararlaştırabilirsiniz.
Kendi çocuğunuz kadar misafir çocuğun sınırlarına da dikkat edin. Sarılmak, oyuncağı elinden almak ya da aynı koltuğa sıkışmak istemiyorsa onun da geri çekilmesine izin verin. Paylaşma yalnızca eşya vermek değil, ortak alanda başkasının sınırını fark etmeyi de içerir.
İlk yarım saatte rahat oynayan çocuklar yoruldukça veya acıktıkça daha sık anlaşmazlık yaşayabilir. Bu, hazırlığın işe yaramadığı anlamına gelmez. Oyunun temposunu düşürmek, kısa bir atıştırma arası vermek ya da çocukları bir süre farklı etkinliklere yönlendirmek işe yarayabilir.
Evde alan darsa bütün oyuncakları tek odada tutmak yerine bir masada sakin etkinlik, yerde hareketli oyun alanı oluşturabilirsiniz. Kalabalık bir ziyaretse aynı oyuncağın başında çok sayıda çocuğu bekletmek yerine küçük gruplara ayrılabilecek seçenekler düşünün. Çocukların yaşı ve birbirini tanıma düzeyi değiştikçe yetişkin desteğinin miktarı da değişir.
Ziyaretin bitiş saatini çocukların tamamen tükenmesine kadar uzatmamak da hazırlığın parçasıdır. Güzel başlayan bir buluşmanın son yirmi dakikasını zorla sürdürmek, herkesin aklında yalnızca son tartışmanın kalmasına neden olabilir. Ortam belirgin biçimde yorulduysa vedayı biraz erkene almak başarısızlık sayılmaz.
Çocuğa hemen “Neden paylaşmadın?” diye hesap sormak yerine neyin kolay, neyin zor geldiğini konuşabilirsiniz. “Bloklarla birlikte oynadığınız bölüm hoşuna gitti mi?” ya da “Bir dahaki sefere hangi oyuncağı önceden kaldırmak istersin?” gibi sorular bir sonraki ziyareti planlamaya yardım eder.
İyi giden belirli bir davranışı fark edin: sıra beklemesi, arkadaşına başka oyuncak göstermesi veya sinirlendiğinde sizden yardım istemesi gibi. Genel bir “Aferin, uslu durdun” yerine neyi başardığını söylemek daha anlaşılırdır. Zorlanan bölüm varsa da uzun bir ders vermeden, bir sonraki sefer uygulanacak tek bir adım seçin.
Çocuğun oyuncaklarını paylaşmayı öğrenmesi tek bir ziyarette tamamlanacak bir görev değildir. Özel eşyalarını koruyabildiğini bilmesi, ortak oyun için hazırlanması ve tartışma çıktığında yetişkinin sakin biçimde yol göstermesi bu süreci daha güvenli hâle getirir. İyi geçen bir buluşmanın ölçüsü hiç anlaşmazlık olmaması değil; anlaşmazlık olduğunda kimsenin utandırılmadan oyuna dönebilmesidir.
Siz de deneyiminizi paylaşmak, aklınızdaki soruyu sormak ve diğer annelerle konuşmak için foruma ücretsiz üye olun.
Bir başka yazımızda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın.
Önce paylaşılmayacak oyuncakları birlikte kaldırın
Misafir gelmeden önce çocuğa, vermek istemediği birkaç oyuncağı seçebileceğini söyleyin. Seçtiklerini kapalı bir dolaba, ebeveyn odasına ya da misafirin girmeyeceği bir yere kaldırın. Oyuncak göz önünde dururken “Buna dokunmayın” demek, iki çocuk için de gereksiz bir gerilim yaratabilir.
Bu seçim sınırsız olmak zorunda değil. Bütün oyuncakları kaldırmak yerine gerçekten özel olanları ayırıp kalanlardan ortak bir oyun alanı hazırlayabilirsiniz. Böylece çocuk, sevdiği eşyaların korunacağını bilir; misafir çocuk da sürekli yasaklarla karşılaşmaz.
Hazırlığı son dakikaya bırakmayın. Kapı çalarken raftan oyuncak toplamak, çocuğun elindeki eşyaların aniden alınmış gibi hissettirebilir. Ziyaretten önce sakin bir anda “Hangilerini odanda tutmak istersin, hangileriyle birlikte oynayabilirsiniz?” diye sormak daha anlaşılırdır.
Ortak oyun için tek bir cazip alan hazırlayın
Odanın tamamını oyuncakla doldurmak seçenekleri artırıyor gibi görünse de iki çocuğun aynı anda aynı oyuncağa yönelmesini kolaylaştırabilir. Bunun yerine birlikte kullanılabilecek birkaç malzemeyi erişilebilir biçimde çıkarın. Bloklar, geniş bir çizim alanı, oyun hamuru için ayrı parçalar ya da birden fazla figürle kurulabilen oyunlar bu işe uygun olabilir.
Malzeme seçerken çocukların yaşını, evdeki alanı ve gözetim ihtiyacını düşünün. Küçük parçalar, kesici araçlar veya yaşa uygun olmayan malzemeler yerine evinizde zaten güvenle kullandığınız şeyleri seçin. Burada yeni ve gösterişli bir etkinlik kurmak gerekmiyor. Yetişkinin sürekli düzeltmek zorunda kalmayacağı tanıdık bir oyun, ziyaret sırasında daha rahat ilerler.
Yan yana oynama seçeneğini de açık tutun. Çocukların aynı oyunu birlikte kurması şart değil; biri bloklarla uğraşırken diğeri resim yapabilir. Yetişkinlerin “Hadi beraber oynayın” ısrarı bazen doğal biçimde kurulacak yakınlığı daha başlamadan zorlayabilir.
Misafir gelmeden önce ne söyleyebilirsiniz?
Uzun bir konuşma yapmak yerine kısa ve somut bir açıklama yeterlidir. Örneğin şöyle diyebilirsiniz:
“Birazdan misafirimiz gelecek. Özel oyuncaklarını kaldırdık. Salondaki bloklar ve arabalar ortak oyun için burada. Aynı oyuncağı istediğinizde sırayla kullanmanıza yardım edeceğim.”
Bu cümle çocuğa üç bilgi verir: özel eşyaları güvende, ortak alan belli ve sorun çıktığında yetişkin yanında olacak. “Sakın kavga etmeyin” gibi yalnızca istenmeyen davranışı söyleyen uyarılar ise çocuğa ne yapabileceğini anlatmaz.
Misafir çocuğun da ev sahibinin bütün eşyalarını kullanma hakkı varmış gibi davranmamak gerekir. Ziyaret öncesi hazırlık ev sahibi çocuğu kadar misafir çocuğun rahatlığı için de yapılır. Erişime açık olanlarla kaldırılanlar belli olduğunda yetişkinler de daha tutarlı davranabilir.
İki çocuk aynı oyuncağı isterse
Oyuncağı hemen birinden alıp diğerine vermek kısa sürede sessizlik sağlayabilir, fakat kimin sırası olduğunu daha da belirsizleştirir. Önce durumu sakin bir dille adlandırın: “İkiniz de kırmızı arabayı istiyorsunuz.” Ardından uygulanabilir bir seçenek sunun.
Eş oyuncak varsa diğerini gösterebilirsiniz. Yoksa kısa bir sıra düzeni kurup bekleyen çocuğa başka bir başlangıç seçeneği verin. Sıranın ne zaman değişeceğini çocukların anlayacağı şekilde açıklayın; belirsiz bir “Biraz sonra verirsin” cümlesi bekleyen çocuk için pek bir şey ifade etmeyebilir. Oyunun doğal bir bitişini, kurulan yolun tamamlanmasını ya da kullandığınız basit bir zaman göstergesini referans alabilirsiniz.
Çocuk oyuncağını vermek istemediğinde onu misafirin önünde “Bencil olma” diye etiketlemeyin. Davranışı ele almak ile çocuğun kişiliği hakkında hüküm vermek aynı şey değildir. “Şu an vermek istemediğini görüyorum, ama bu oyuncağı ortak alana koymuştuk. İstersen sırayı birlikte belirleyelim” gibi bir cümle sınırı korurken çocuğu utandırmaz.
Ağlama veya öfke yükselirse oyuncağı kısa süreliğine kenara almak gerekebilir. Bunu ceza gibi değil, tartışmayı durdurup çocukların sakinleşmesine alan açmak için yapın. Her anlaşmazlığı çocukların kendi başına çözmesini beklemek de, her küçük çekişmede oyunu tamamen bitirmek de tek seçenek değildir.
Diğer yetişkinle aynı tarafta kalın
Oyuncak tartışmalarında yetişkinlerin birbirinden farklı beklentileri olabilir. Biri “Ev sahibi paylaşmalı” derken diğeri “Kendi oyuncağı, vermek zorunda değil” diyebilir. Bu konuşmayı çocukların önünde bir haklılık yarışına çevirmek yerine pratik duruma odaklanın.
“Bu oyuncak onun için özel, onu kaldıralım. Şunlar ortak oyun için hazır” demek çoğu zaman yeterlidir. Misafir çocuğun yanında uzun açıklamalar yapmak veya iki çocuğu karşılaştırmak kimseyi rahatlatmaz. Gerekirse diğer ebeveynle mutfakta kısa bir konuşma yapıp sırayı nasıl yöneteceğinizi kararlaştırabilirsiniz.
Kendi çocuğunuz kadar misafir çocuğun sınırlarına da dikkat edin. Sarılmak, oyuncağı elinden almak ya da aynı koltuğa sıkışmak istemiyorsa onun da geri çekilmesine izin verin. Paylaşma yalnızca eşya vermek değil, ortak alanda başkasının sınırını fark etmeyi de içerir.
Ziyaret uzadıkça beklentiyi değiştirmek gerekebilir
İlk yarım saatte rahat oynayan çocuklar yoruldukça veya acıktıkça daha sık anlaşmazlık yaşayabilir. Bu, hazırlığın işe yaramadığı anlamına gelmez. Oyunun temposunu düşürmek, kısa bir atıştırma arası vermek ya da çocukları bir süre farklı etkinliklere yönlendirmek işe yarayabilir.
Evde alan darsa bütün oyuncakları tek odada tutmak yerine bir masada sakin etkinlik, yerde hareketli oyun alanı oluşturabilirsiniz. Kalabalık bir ziyaretse aynı oyuncağın başında çok sayıda çocuğu bekletmek yerine küçük gruplara ayrılabilecek seçenekler düşünün. Çocukların yaşı ve birbirini tanıma düzeyi değiştikçe yetişkin desteğinin miktarı da değişir.
Ziyaretin bitiş saatini çocukların tamamen tükenmesine kadar uzatmamak da hazırlığın parçasıdır. Güzel başlayan bir buluşmanın son yirmi dakikasını zorla sürdürmek, herkesin aklında yalnızca son tartışmanın kalmasına neden olabilir. Ortam belirgin biçimde yorulduysa vedayı biraz erkene almak başarısızlık sayılmaz.
Misafir gittikten sonra kısa bir değerlendirme yapın
Çocuğa hemen “Neden paylaşmadın?” diye hesap sormak yerine neyin kolay, neyin zor geldiğini konuşabilirsiniz. “Bloklarla birlikte oynadığınız bölüm hoşuna gitti mi?” ya da “Bir dahaki sefere hangi oyuncağı önceden kaldırmak istersin?” gibi sorular bir sonraki ziyareti planlamaya yardım eder.
İyi giden belirli bir davranışı fark edin: sıra beklemesi, arkadaşına başka oyuncak göstermesi veya sinirlendiğinde sizden yardım istemesi gibi. Genel bir “Aferin, uslu durdun” yerine neyi başardığını söylemek daha anlaşılırdır. Zorlanan bölüm varsa da uzun bir ders vermeden, bir sonraki sefer uygulanacak tek bir adım seçin.
Çocuğun oyuncaklarını paylaşmayı öğrenmesi tek bir ziyarette tamamlanacak bir görev değildir. Özel eşyalarını koruyabildiğini bilmesi, ortak oyun için hazırlanması ve tartışma çıktığında yetişkinin sakin biçimde yol göstermesi bu süreci daha güvenli hâle getirir. İyi geçen bir buluşmanın ölçüsü hiç anlaşmazlık olmaması değil; anlaşmazlık olduğunda kimsenin utandırılmadan oyuna dönebilmesidir.
Siz de deneyiminizi paylaşmak, aklınızdaki soruyu sormak ve diğer annelerle konuşmak için foruma ücretsiz üye olun.
Bir başka yazımızda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın.