Tam ayakkabıları giydirirken gelen “Ay neden bizimle geliyor?” sorusu… Ya da sofrada birden “Kuşlar uyurken düşmez mi?” diye merak edilmesi. Çocukların soruları bazen en hazırlıksız anda geliyor. İnsan bir cevap vermek istiyor ama bildiğini sandığı şeyi anlatmaya başlayınca kendisi de durup düşünüyor.
Böyle bir anda “Bunu ben de tam bilmiyorum” demek sohbetin sonu olmak zorunda değil. “Sence nasıl olabilir?” diye birlikte tahmin yürütmek hoş bir başlangıç olabilir. Yalnız, çocuk gerçekten bir cevap bekliyorsa her soruyu ona geri çevirmek de yorucu gelebilir. Biraz dinleyip sonra “Gel, nereden öğrenebileceğimize bakalım” demek başka bir yol.
Hemen telefona uzanmak yerine, evdeki bir kitapta ilgili resmi aramak ya da yürüyüşte merak ettiği şeyi birlikte gözlemek mümkün. Mesela gölgelerin neden bazen uzun, bazen kısa olduğunu soruyorsa aynı ağacın gölgesine başka bir saatte yeniden bakılabilir. Her merak için kocaman bir etkinlik hazırlamak gerekmiyor; bazen iki dakikalık bir bakış bile yeni bir soru getiriyor.
Elbette o sırada yemek taşıyor, kapıdan çıkıyor ya da yorgunluktan cümle kurmakta zorlanıyor olabiliriz. “Şimdi bakamayacağım, yemekten sonra birlikte bakalım” demek de gayet anlaşılır. Unutmamak için soruyu küçük bir kâğıda yazmak veya çocuğun bir resmini çizmesi işe yarayabilir. Sonra o kâğıdı açınca belki merakı geçmiştir, belki de anlatacak yeni bir şeyi vardır.
Bir de cevabı bulduktan sonra sohbeti hemen kapatmamak güzel olabilir. “Sen önce başka türlü düşünmüştün, şimdi ne düşünüyorsun?” diye konuşmak, bizim de yeni bir şey öğrendiğimizi söylemek… Her seferinde doğru cevabı anında veren kişi olmaya çalışmadan da çocuğun merakına eşlik edebiliriz.
Sizin evde cevabını bilmediğiniz bir soru geldiğinde sohbet nasıl devam ediyor? Birlikte araştırmak mı daha çok hoşuna gidiyor, yoksa önce kendi tahminini uzun uzun anlatmak mı?
Böyle bir anda “Bunu ben de tam bilmiyorum” demek sohbetin sonu olmak zorunda değil. “Sence nasıl olabilir?” diye birlikte tahmin yürütmek hoş bir başlangıç olabilir. Yalnız, çocuk gerçekten bir cevap bekliyorsa her soruyu ona geri çevirmek de yorucu gelebilir. Biraz dinleyip sonra “Gel, nereden öğrenebileceğimize bakalım” demek başka bir yol.
Hemen telefona uzanmak yerine, evdeki bir kitapta ilgili resmi aramak ya da yürüyüşte merak ettiği şeyi birlikte gözlemek mümkün. Mesela gölgelerin neden bazen uzun, bazen kısa olduğunu soruyorsa aynı ağacın gölgesine başka bir saatte yeniden bakılabilir. Her merak için kocaman bir etkinlik hazırlamak gerekmiyor; bazen iki dakikalık bir bakış bile yeni bir soru getiriyor.
Elbette o sırada yemek taşıyor, kapıdan çıkıyor ya da yorgunluktan cümle kurmakta zorlanıyor olabiliriz. “Şimdi bakamayacağım, yemekten sonra birlikte bakalım” demek de gayet anlaşılır. Unutmamak için soruyu küçük bir kâğıda yazmak veya çocuğun bir resmini çizmesi işe yarayabilir. Sonra o kâğıdı açınca belki merakı geçmiştir, belki de anlatacak yeni bir şeyi vardır.
Bir de cevabı bulduktan sonra sohbeti hemen kapatmamak güzel olabilir. “Sen önce başka türlü düşünmüştün, şimdi ne düşünüyorsun?” diye konuşmak, bizim de yeni bir şey öğrendiğimizi söylemek… Her seferinde doğru cevabı anında veren kişi olmaya çalışmadan da çocuğun merakına eşlik edebiliriz.
Sizin evde cevabını bilmediğiniz bir soru geldiğinde sohbet nasıl devam ediyor? Birlikte araştırmak mı daha çok hoşuna gidiyor, yoksa önce kendi tahminini uzun uzun anlatmak mı?