Evde Hikâye Zarlarıyla Oyun Nasıl Kurulur?

Uykusuz Bir Anne

Administrator
Yönetici
Hikâye zarlarıyla oynamak için çocuğun uzun bir öykü anlatabilmesi gerekmez. Zarda çıkan bir resmi adlandırmak, iki resmi yan yana getirip tek cümle kurmak ya da yetişkinin başladığı hikâyeye küçük bir ayrıntı eklemek de oyundur. İlk denemeyi “Hadi baştan sona bir hikâye anlat” diyerek zorlaştırmak yerine, çocuğun katılabileceği en küçük adımdan başlatmak daha rahat olur.

Hazır hikâye zarları kullanabileceğiniz gibi evde kalın kartondan küpler hazırlamak veya resimli kartları torbadan çekmek de mümkündür. Kullanılan malzemenin çocuğun yaşına uygun, sağlam ve küçük parça riski taşımayan bir yapıda olması gerekir. Hazır bir ürün kullanıyorsanız üreticinin güncel yaş ve kullanım açıklamasını izleyin.

Oyunu kurmadan önce birkaç tanıdık resim seçin

İlk oyunda çok fazla sembol kullanmak çocuğun nereden başlayacağını bilememesine yol açabilir. Ev, kedi, ağaç, top, yağmur, çanta ve kapı gibi kolay tanınan birkaç resim yeterlidir. Resimler birbirinden farklı olsun, fakat hepsi bambaşka dünyalara ait olmasın. Bir uzay gemisi, diş fırçası, korsan ve kar tanesi aynı anda geldiğinde yetişkin bile bir süre düşünebilir.

Evde zar hazırlıyorsanız çizimlerin kusursuz olması gerekmez. Çocuğun ne olduğunu anlayacağı kadar açık olmaları yeterlidir. Dergiden kesilen resimleri kullanacaksanız kopabilecek küçük parçaları ve kullanılan yapıştırıcının ürün talimatlarını göz önünde bulundurun. Küçük çocukla oynarken malzemeyi gözetimsiz bırakmayın.

Zar yerine kart kullanmak bazı evlerde daha kolay olabilir. Kartlar masaya açık dizilebilir, çocuk istediğini seçebilir veya bir torbadan çekebilir. Küp sürekli yuvarlanıp mobilyaların altına kaçıyorsa oyun hikâyeden çok zar aramaya dönüşür; araç oyunu kolaylaştırmıyorsa biçimini değiştirmenin sakıncası yoktur.

İlk turda hikâyeyi yetişkin başlatsın

Çocuğun önüne üç resim koyup hemen anlatmasını beklemek yerine ilk örneği siz verin. Bir zar atın ve çıkan resimle tek cümle kurun: “Kedi sabah kapının önünde kırmızı bir top buldu.” Ardından ikinci zarı çocuğa verip “Sence topu ne yaptı?” diye sorun.

Çocuk cevap vermiyorsa açık uçlu soruyu iki seçeneğe indirebilirsiniz: “Topla oynadı mı, yoksa arkadaşına mı götürdü?” Seçtiği cevabı hikâyeye ekleyin. Bir süre sonra kendi seçeneğini söylemeye başlayabilir. Her cevabı daha düzgün hâle getirip tekrar etmek zorunda değilsiniz; anlamı açıksa hikâyeyi sürdürün.

Yetişkinin bütün oyunu yönetmesi de kolayca alışkanlığa dönüşebilir. Çocuk yalnızca dinliyorsa bir sonraki turda ona küçük bir görev verin: karakterin adını seçmek, ses çıkarmak, yer göstermek veya hikâyenin sonunu belirlemek. Katılımın her zaman uzun cümle olması gerekmez.

Üç resimle basit bir akış kurun

Oyunun en kolay biçimlerinden biri başlangıç, olay ve bitiş için üç resim kullanmaktır. İlk resim hikâyenin kimle veya nerede başladığını, ikinci resim ne olduğunu, üçüncü resim de nasıl bittiğini gösterebilir. Bu şema çocuğa görünür bir yol verir; yine de her turda aynı kalıbı kullanmak zorunda değilsiniz.

Örneğin ev, yağmur ve şemsiye resimleri çıktıysa hikâye şöyle başlayabilir: “Mina evden çıkmak istedi ama yağmur başladı. Dolabın yanında bir şemsiye buldu ve bahçedeki su birikintilerine bakmaya gitti.” Çocuğun eklediği beklenmedik ayrıntıyı düzeltmeye çalışmayın. Şemsiye uçuyorsa ya da kedi konuşuyorsa hikâye dünyasında buna yer olabilir.

Hikâye ortada tıkanırsa şu kısa sorulardan yalnızca birini kullanın:

  • Burada kim var?
  • Şimdi ne oldu?
  • Karakter ne istiyor?
  • Karşısına ne çıktı?
  • Hikâye nasıl bitsin?

Soruların hepsini arka arkaya sormak oyunu sorgulamaya çevirebilir. Bir soru cevaplanınca yeni resmi ekleyin ve akışı sürdürün.

Çocuğun yaşına ve ilgisine göre oyunu değiştirin

Daha küçük çocuklarla resim adlandırma ve tek cümle yeterli olabilir. Zarı atıp çıkan hayvanın sesini çıkarmak, resmi odada aramak veya iki resimden birini seçmek de hikâye oyununa hazırlık sağlar. Yaşa göre kesin bir performans beklentisi koymayın; gelişimle ilgili kaygınız varsa değerlendirmeyi bu oyun üzerinden yapmayın ve ilgili uzmana danışın.

Daha uzun anlatmayı seven çocuklarda zar sayısını artırabilir, bir karakterin amacını belirleyebilir veya hikâyeye çözülmesi gereken küçük bir sorun ekleyebilirsiniz. Fakat her yeni kural oyunu daha iyi yapmaz. Çocuk hikâye kurarken sıradaki kuralı hatırlamaya çalışıyorsa sistemi sadeleştirin.

Birden fazla çocuk oynuyorsa herkes sırayla bir cümle ekleyebilir. Sıra beklemek zor geliyorsa zarları paylaştırın ve her çocuk kendi resmini hikâyeye istediği yerde eklesin. Daha konuşkan olanın bütün hikâyeyi sahiplenmesini önlemek için yetişkin sözü dağıtabilir, fakat cümle uzunluklarını karşılaştırmamalıdır.

Aynı resimlerle bambaşka oyunlar kurabilirsiniz

Hikâye zarları yalnızca masada oturarak oynanmaz. Resimleri evdeki oyuncaklarla birleştirebilirsiniz. Zar üzerinde bir köprü çıktıysa iki minderin arasına oyuncak bir köprü kurulur; çanta çıktıysa küçük bir oyuncağın yolculuğu başlar. Böylece hareket etmek isteyen çocuk da hikâyenin içinde kalabilir.

Bir başka seçenek, sessiz canlandırmadır. Çocuk bir zarı gizlice atar ve çıkan resmi hareketle anlatır. Diğerleri tahmin ettikten sonra o resimle tek cümlelik bir hikâye kurulur. Bu biçim, konuşmaya hemen başlamak istemeyen çocuk için daha rahat olabilir.

Resimlerden biri “hikâyeyi değiştiren zar” da olabilir. Öykü ilerlerken bu zar atılır ve çıkan sembol yeni bir durum yaratır. Yağmur başlar, kapı çalar veya karakter bir anahtar bulur. Yine de hikâye zaten akıyorsa sırf oyunda var diye sürpriz eklemek zorunda değilsiniz.

Çocuğun sevdiği bir kitabın karakterlerini doğrudan kopyalamak yerine tanıdık temadan ilham alıp yeni bir karakter kurabilirsiniz. Oyuncak ayının kayıp çorabını araması gibi ev içinden basit durumlar, çok karmaşık maceralardan daha kolay anlatılabilir.

“Yanlış hikâye” diye bir şey var mı?

Hikâye zarları dilbilgisi dersi değildir. Olayların yetişkin mantığına göre sıralanmaması, karakterin bir anda başka yere gitmesi veya hikâyenin beklenmedik biçimde bitmesi oyunu bozmaz. Çocuk anlatırken her cümleyi düzeltmek, anlatma isteğini azaltabilir.

Anlamayı gerçekten zorlaştıran bir yerde merakla sorabilirsiniz: “Kedi de arabaya mı bindi, yoksa evde mi kaldı?” Bu, hatayı bulma sorusu değil; hikâyeyi takip ettiğinizi gösteren bir açıklama isteğidir. Cevap geldikten sonra anlatımı çocuğa geri bırakın.

Korkutucu, rahatsız edici veya çocuğu huzursuz eden bir tema çıkarsa zarı değiştirebilirsiniz. “Kural böyle” diyerek istemediği resmi kullanmaya zorlamayın. Oyun güvenli ve keyifli bir alan olmalıdır. Çocuk gerçek hayattaki kaygı verici bir durumdan söz ederse bunu yalnızca oyun olarak geçiştirmeyin; sakin biçimde dinleyin ve gerektiğinde uygun destek alın.

Oyun ne zaman bitmeli?

Hikâyenin kusursuz bir finali olmak zorunda değil. Çocuk başka bir oyuna geçmek istiyorsa kalan zarların hepsini kullanmaya çalışmayın. “Kedi evine döndü, bugünlük hikâyemiz burada bitti” gibi kısa bir kapanış yapıp malzemeleri birlikte toplayabilirsiniz.

Her seferinde fotoğraf çekmek, hikâyeyi yazıya geçirmek veya ortaya bir ürün çıkarmak da gerekmez. Bazen anlatılan hikâye yalnızca o anda kalır. Çocuk aynı hikâyeyi tekrar istemiyorsa bu, oyunun değersiz olduğu anlamına gelmez.

Malzemeleri küçük bir kutuda, zarları ve kartları sayarak toplayın. Eksilen veya hasar gören parça varsa bir sonraki oyundan önce ayırın. Resimler zamanla ilgi çekmemeye başladığında bütün seti değiştirmek yerine birkaç yeni sembol eklemek yeterli olabilir.

Hikâye zarlarının asıl gücü, çocuktan kusursuz bir öykü çıkarmasında değil, birlikte hayal kurmak için küçük bir başlangıç sunmasındadır. Bir resim, bir cümle ve merakla sorulan tek soru bazen uzun bir oyunun kapısını açar. Çocuğun anlatımını yönetmek yerine ona yer bıraktığınızda oyun her seferinde başka bir yöne gidebilir.

Siz de deneyiminizi paylaşmak, aklınızdaki soruyu sormak ve diğer annelerle konuşmak için foruma ücretsiz üye olun.

Bir başka yazımızda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın.
 

Öne çıkan içerik

Trend içerikler

Geri
Üst