Çocuk Evde Tek Başına Oyun Kuramıyorsa Nasıl Desteklenir?

Uykusuz Bir Anne

Administrator
Yönetici
Çocuğunuz siz yanından ayrılır ayrılmaz oyunu bırakıyor, sürekli “Benimle oynar mısın?” diye geliyor veya oyuncaklarının önünde ne yapacağını bilemeden bekliyorsa onu bir anda uzun süre tek başına oynamaya yöneltmeye çalışmayın. Kendi oyununu kurmak, bazı çocuklar için küçük adımlarla gelişen bir beceridir. Yetişkin önce oyuna giriş kapısını açabilir, sonra varlığını yavaş yavaş azaltabilir.

Buradaki amaç çocuğu saatlerce kendi hâline bırakmak değildir. Evde kısa bir işi tamamlayabileceğiniz, çocuğun da size bağımlı olmadan güvenli bir oyunu sürdürebileceği küçük aralıklar oluşturmaktır. Çocuğun yaşı, mizacı, gelişimi ve o günkü ihtiyacı bu sürenin nasıl ilerleyeceğini değiştirir.

“Tek başına oyna” neden işe yaramıyor olabilir?

Yetişkin için oyun odası seçeneklerle doludur; çocuk içinse onlarca oyuncak aynı anda karar vermesi gereken büyük bir kalabalık olabilir. “Git biraz oyna” cümlesi neyle başlayacağını, nasıl devam edeceğini ve yetişkinin ne zaman döneceğini anlatmaz. Çocuk oyunu kurmak yerine sizi takip etmeyi daha kolay bulabilir.

Bazen sorun oyun becerisi değil, bağlantı ihtiyacıdır. Gün boyunca yetişkinden ayrı kalan veya eve yeni gelen çocuk önce kısa bir yakınlık arayabilir. On dakikalık sakin bir ortak zamanın ardından oyuna geçmek, daha kapıdan girer girmez kendi kendine oyalanmasını beklemekten daha gerçekçidir.

Açlık, yorgunluk, fazla uyarılma ve evdeki değişiklikler de etkili olabilir. Dün bloklarla uzun süre uğraşan çocuk bugün aynı oyunu istemeyebilir. Tek bir zor günü “Çocuğum asla kendi başına oynamıyor” diye yorumlamak yerine hangi saatlerde, hangi ortamda ve hangi oyuncaklarla daha rahat başladığını gözlemleyin.

Çocuğun yalnız oyun konusunda yaşıtlarından belirgin biçimde farklı davrandığını, iletişim veya gelişimin başka alanlarında da zorlandığını düşünüyorsanız internetten kesin bir sonuca varmayın. Çocuğu tanıyan uzmanla gözlemlerinizi paylaşmak daha sağlıklı bir yol olur.

Önce birlikte başlayın, oyunun tamamını yönetmeyin

Çocuk ne yapacağını bilmiyorsa oyunun ilk birkaç dakikasına eşlik edin. Fakat bütün senaryoyu siz kurar, her parçanın nereye gideceğini söyler ve sürekli yeni fikir verirseniz siz çekildiğinizde oyun da durabilir. Başlangıç için tek bir hareket yeterlidir.

Örneğin oyuncak hayvanlardan birini kutunun üzerine koyup “Bu hayvan bugün nerede uyusun?” diye sorabilirsiniz. Çocuk bir yer seçtiğinde ikinci soruyu sormak yerine onun yaptığına bakın. Bloklarla oynanacaksa iki parçayı birleştirip “Ben bir kapı yaptım” deyin, geri kalan şekli çocuğun değiştirmesine izin verin. Oyun sizin düşündüğünüz hikâyeye uymasa da müdahale etmeyin.

Yetişkinler bazen oyunu zenginleştirmek isterken fark etmeden talimat vermeye başlar. “Şimdi kırmızı olanı koy, sonra arabayı buradan geçir” cümleleri etkinliği küçük bir göreve dönüştürür. Çocuk serbestçe denemek yerine doğru cevabı sizden bekler. Oyuna bir kıvılcım verin; ateşi sürekli siz taşımayın.

Oyuncak sayısını azaltıp açık bir davet bırakın

Odanın ortasına bütün oyuncak kutularını boşaltmak oyunu kolaylaştırmaz. Başlangıçta birbirine uyabilecek birkaç parça seçin: bloklar ve iki küçük araç, oyuncak mutfak ve birkaç boş kap, bebek ile küçük bir örtü gibi. Çocuk bunları gördüğünde nasıl ilişki kurabileceğini daha hızlı fark edebilir.

“Oyun daveti” hazırlamak için gösterişli bir masa kurmanız gerekmez. Halının üzerine yarım bırakılmış basit bir yol, masaya konmuş boş bir kâğıtla birkaç kalem veya sepette duran iki kukla yeterli olabilir. Hazırlık o kadar ayrıntılıysa ki çocuğun dokunması düzeni bozacak gibi görünüyorsa oyun alanı olmaktan çıkar.

Çocuğun sevdiği oyunu birkaç gün erişilebilir tutun. Her gün tamamen yeni bir etkinlik sunmak, kendi fikrini geliştirmek yerine yetişkinin sıradaki sürprizini beklemesine yol açabilir. Aynı bloklar bugün ev, yarın köprü, ertesi gün hayvan barınağı olabilir. Tekrar, sıkıcılık anlamına gelmez; çocuk oyunu her seferinde biraz daha sahiplenebilir.

Ayrılacağınızı oyunun ortasında gizlemeyin

Çocuk oyuna dalınca sessizce odadan çıkmak kısa süre kazandırabilir; fakat sizi fark etmediğinde oyun kesilebilir ve sonraki denemede gözünü sizden ayırmak istemeyebilir. Bunun yerine ne yapacağınızı kısa ve anlaşılır biçimde söyleyin: “Ben mutfakta bardakları yerleştireceğim. Sen yolu tamamlayabilirsin, sonra gelip bakacağım.”

İlk denemelerde gerçekten yakın bir işe geçin. Çocuk sizi görebiliyor veya sesinizi duyabiliyorsa ayrılık daha kolay olabilir. Bir anda başka kata çıkmak ya da uzun bir telefon görüşmesine dalmak yerine kısa ve öngörülebilir bir mesafe seçin.

Süreyi çocuğa soyut biçimde anlatmak zor olabilir. “Birazdan geleceğim” yerine bitişi belli bir iş söylemek daha anlaşılırdır: bulaşık makinesindeki tabakları yerleştirmek, masayı silmek veya çamaşırları sepete koymak gibi. Verdiğiniz söze yakın zamanda dönün. Dönüşünüz güvenilir oldukça çocuk oyunun ortasında sizi kontrol etmek için daha az ihtiyaç duyabilir.

Süreyi çocuğun yapabildiği yerden büyütün

İlk hedef uzun bir sessizlik olmasın. Çocuk iki dakika oyunda kaldıysa bu, çalışabileceğiniz bir başlangıçtır. Ertesi gün aynı düzeni tekrar edin; hemen çok daha uzun bir süre istemeyin. Bazı günler ilerler, bazı günler geriye döner. Beceriyi tek bir çizgi gibi düşünmek gereksiz baskı yaratır.

Çocuk sizi çağırdığında her seferinde oyunu tamamen devralmak yerine küçük bir köprü kurabilirsiniz. “Arabanın garajını bulamadın galiba; iki yere birlikte bakalım, sonra ben işime döneceğim” gibi. Yardımın nerede başlayıp biteceği belli olsun.

Sürekli “Aferin, tek başına oynadın” demek yerine ne yaptığını fark edin: “Sen ben masayı toplarken hayvanlara bir ev kurmuşsun.” Böylece övgünün odağı yetişkini rahatsız etmemesi değil, çocuğun ürettiği oyun olur. Tek başına oyun bir uslu durma sınavına dönüşmez.

Evin içinde yakın ama ayrı oyun seçeneği kurun

Bazı çocuklar ayrı odada değil, yetişkinin yakınında daha rahat oynar. Mutfakta güvenli bir alt çekmeceyi plastik kaplara ayırmak, çalışma masasının yanına küçük bir oyun sepeti koymak veya salonda tek bir halıyı oyun alanı olarak belirlemek işe yarayabilir. Böylece çocuk sizinle aynı ortamda kalır fakat aynı işi yapmak zorunda olmaz.

Bu sepeti her gün yeni oyuncaklarla doldurmayın. Yalnız o ortamda kullanılan birkaç parça bulunması merak uyandırabilir. Küçük parçalar, mıknatıslar, ipler ve yaşına uygun olmayan malzemeler erişimde bırakılmamalıdır. Oyuncakların yaş ve güvenlik bilgilerini üreticinin güncel açıklamasından kontrol edin.

Ev işi yaparken çocuğu her zaman oyuna yönlendirmek de gerekmez. Yaşına ve becerisine uygun olduğunda çamaşırları renge göre ayırmak, peçeteleri masaya bırakmak veya eş çorapları bulmak gibi gerçek bir işe katılabilir. Bazen çocuğun istediği şey ayrı bir oyun değil, sizin yaptığınız hayata dâhil olmaktır.

Oyun hemen dağılıyorsa neyi değiştirin?

Çocuk bir oyuncaktan diğerine hızla geçiyorsa önce ortamı sadeleştirin. Televizyon sesi, açık ekran, çok sayıda oyuncak ve sürekli yetişkin konuşması dikkati parçalayabilir. Tam sessizlik şart değildir; fakat oyunun kendisini duyabileceği kadar sakin bir alan yardımcı olur.

Oyuncak çocuğun becerisine uymuyor olabilir. Çok kolay bir malzeme kısa sürede bitebilir, çok zor olanıysa yetişkin desteği olmadan ilerlemeyebilir. Açık uçlu parçalar farklı oyunlara izin verir; yine de tek çözüm yeni oyuncak almak değildir. Minderler, karton kutular, tahta kaşıklar ve kâğıtlar uygun güvenlik kontrolüyle oyuna dönüşebilir.

Her “Sıkıldım” cümlesinde yeni bir etkinlik sunmak zorunda değilsiniz. “Ne oynayacağını bulmak zor geliyor, istersen oyuncak sepetine birlikte bakalım” deyip iki seçenek gösterebilirsiniz. Kısa bir boşluk, bazen oyunun başlamasından önceki düşünme süresidir. Yetişkin o boşluğu hemen doldurmazsa çocuk kendi fikrine ulaşabilir.

Kendi başına oyun, çocuğun yetişkinden uzaklaştırılması değil; yetişkin yakınlarda güvenilir biçimde dururken kendi fikrini taşıyabilmesidir. Birlikte başlayıp oyunu çocuğa bırakmak, seçenekleri azaltmak ve kısa ayrılık sözlerini tutmak bu beceriyi günlük hayatın içinde destekler. Süreyi değil çocuğun oyunu nasıl kurduğunu izlediğinizde küçük ilerlemeleri daha rahat fark edersiniz.

Siz de deneyiminizi paylaşmak, aklınızdaki soruyu sormak ve diğer annelerle konuşmak için foruma ücretsiz üye olun.

Bir başka yazımızda görüşmek üzere. Sağlıcakla kalın.
 

Öne çıkan içerik

Trend içerikler

Geri
Üst